Keşişlemelerin Kesişmeleri

  • Perfection is beauty
  • Arşiv
  • RSS
  • 40bin Meme Vuruşları ve Meme Hakkında Soruları

Dişlerinizi beyazlaştırmak yerine yüzünüzü siyahlaştırın.

Toplum içindeki sibernetik sistemi gereksiz atlamalar yapan insanlar genellikle kendilerini normal insanlardan daha da normal sanırlar. Belki de hakikatin getirdiği boşluk, onları hayatın oluşturduğu itkinin kendisinden çok istemsiz verdikleri içgüdüsel tepkiye yoğunlaştırmış olmalı ki gün geçtikçe bu boşalma hızlanıyor. Kendini sosyal haşerelik sınıfına sürükleyen bir kaç teknolojik Samsa, hemcinslerini bir kız kardeş bastırılmışlığından daha yüksek sayıyor. Cebinde taşıdığı devre bütünü yardımıyla akıllarda yer edinmeye çalışırken bir yandan da doluca para -yani bildiğimiz selüloz- harcamaya yoğunlaşmakta bu böcek. Hisse senetlerine karşı hissi senetler…

Sen foursquare kullanmıyor musun? Hadi ya? Otur bi konuşalım.

  • 1 ay önce
  • 1
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Garip miyim gaip miyim

Acayip bir fırtınada yelkenlerini sakin deniz dışında her yöne yöneltmiş bir geminin paramparça olduktan sonra edinilen facia izlenimi, içinizde nasıl devinimsel bir yıkım oluştururdu bilemem. Ancak rotanızı sakinliğe çevirmeniz, sizin bok çukurunda olduğunuzu, halen bir şeyler için umut beslediğinizi, merak ettiğiniz şeyin ölümden çok hayat olduğunu göstermez mi? Sirkülasyon içindeki bu devinimsel boşluğu doldurmak, çöküşten sonra süregelen yazgıyı değiştirebilmek umudundan başka bir şey değildir kimi insan için. Hayat denilen bu sirkülasyon, araçları amaç olmaya başlayan insanlar için artık dalgasız bir deniz olmaktan çok bütün kaynakları tükenmiş bir oluktan başka bir koltuk değneği bile olamaz kimi zaman için.

Her gün düzenli olarak bu oluktan beslenen bir besili inek kesildiğinde net 250 kg et çıkar. Dana için ise bu miktar 450 kg civarıdır ki 7 aileyi doyurur.
Vejetaryen misin? Hadi ya. Boş ver o zaman söylediklerimi. Aldırma yani.

  • 2 ay önce
  • 1
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Arketip

Tin, ruh, düşünce ve bilinç için söylenebilecek şeylerden biri de bunların, sadece var olma ile yetinmenin getirdiği sanatçı dehasının kozmetiklerinden bir kaçı olduğudur. Bu kozmetiklerin var olduğu yerlerde, yapay yerleşkelere ve vücut implantlarına gerek yoktur. Çünkü bu silikon yapılar olmadan yakalanan doğallık ve estetik güzellik, sanatçının kendi aksamlarını ve unsurlarını hiçe saymasına sebep olacaktır. Fiziksel yokluğunu tinsel var olma ile silip atacaktır. Bu doğal gerçekliğe aykırı bi şeydir. Aksi ise yaşanılan iş hayatıdır. İnsanlar bu doğal gerçeklik içinde dirsek temasına girmek istemezler. Hissetmediğiniz bir et parçasının bile başka bir olasılığı tutturması sizi iter. Kırmızı et yerken bile bu kadar iğrenmezsiniz. Hele o et ızgarada 2 döndürülmüşte üzerine hafif kekik serpilmişse… Yanına da açacaksın bir Corvus Corpus 2008 Merlot. Sanki degüstatörsün amınakoyayım. Heç…

  • 3 ay önce
  • 2
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Konuşma öyle aksak aksak.

Dudaklarınız sakat ve iniltileriniz armonik. Biçimsiz dişlerinizin arasından ahenkli sesler çıkıyor. Kan kokusuna hazır bir biçimde alesta bekliyorsunuz. Kefeninizin kenarından doğu müziği makamları yayılıyor. Keten çarşafın rengi size bi an için boka battığınızı, akıcılığınızın ve özgünlüğünüzün yitip gittiğini, artık Taksimdeki trafiğin sizinle alakası olmadığını hatırlatıyor. Önkapalılığa karşı gittikçe direnç gösteriyorsun. Ruhun, ciddi ve tekdüze bedeninden ayrılıyor. Kayboluyorsun. 

  • 3 ay önce
  • 1
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Kayboluyorsun.

Çünkü doğmuşsun. Bir tane iki insan varmış. Biri sen diğeri başkası. Telefonda başkalarının yanındayım diyorsan ötekileştirmişsin konuştuğun kişiyi. İnsan kahrolacaktır. Çünkü ezelden beri insan, hayvanlığını kabul etmemiştir. Hayvandan farklı olduğunu göstermek için elinden ne geliyorsa yapmıştır hayvanca. İnsan kaybolmaya mahkumdur. Çünkü bir bez parçasıdır insan. Önceleri bir atlettir. Eskidikçe kaybolmaya bürünür. Geçenlerde oldu, yolda yürüyoruz. Ben çok hayvanım dedim. O kadar hayvanım ki, ölüm korkusu sarmış her yanımı. Yok dedi sen dedi hayvan falan değilsin dedi, salak salak konuşma da insan olduğunu kabul et dedi. Kahroldum.

  • 3 ay önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Ne kadar yakın, o kadar yakın.

Daha da yakın, biraz daha yakın… Çekinmeyin. Yabancı yok. Ezbere yürüdüğünüz sokaklardasınız. Biraz daha yakın, fazlaca yakın. Dört elle sarıp sarmalayın. Daha yakın ki, eksilmesin kıvılcım sıcak tutan. Ellerin kararmaya başlıyor. Kahvaltıda yediğin önemsiz zeytin gibi. Yakın durun. İçine atın kendinizi ateşin. Boğazlarınızdan sarı yapıştırma notlar geçiyor. Uzak değil. Nem oranı tahminimce %92,64-%93,78. Sırılsıklam. Ara sokaklarda yankılanıyor manifestomuz. Bir an eriyip gidiyorum. Hayasızca gözlerime bile bakmıyor. Kül oluyor insanlar. Yanıyor dünya amaçsızca. Kimse umurunda değil. Umurunda değilsin kimsenin. Bakkal bile sakız vermiyor karşılığında. Sen sen ol, bir yılanı asla çıplak ellerinle öldürme. Uyuşukluk hapları alıyorsun sabaha karşı. Bilmediğin haplarla sarılıyorsun hayata. Bir apranax değiştirecek tüm mahir hayatını. Ölmeden önce tek gurur duyduğun şey Converse ayakkabılarının bağcıklarını bağlamadan yürüyebilmen olacak. Ama sen farklısın,çünkü kullanıyorsun teknolojinin imkanlarını. Gazeteden öğrenemezsin yeni haberleri. Devletin yarattığı gazeteler ne kadar objektif olabilir ki. Dışa-vurumcu post-modern dünyanda yaşarken anlamlarını çok iyi bildiğin felsefi sözcüklerin yankılanacak hiç okumadığın LeMan isimli derginin o şahşahlı kıraathanesinde. Ben anarşistim diye bağıracaksın annenden aldığın harçlığınla. İstanbulda yaşamak isteyeceksin yıllarca. Çünkü içinde yaşadığın hayat, bir kedinin bile ırgalamadığı konserve öğününden başka bir şey değil. Koşarak kaçmalısın bu yaşamdan. Roma olmalı asıl seni ifade edecek şehir. Ve Amerika bayrağı olmalı üzerinde. En sevdiğin kahve frappe olmalı ki insanlar görsün yaz aylarını ne kadar çok seviyorsun ve tabi soyunmayı da. Latte demelisin sütlü kahveye. Neyse ki doğru söyleyemiyorsun ve içindeki son ‘ben benim’ anlamını buluyor.

Olsun be. Helal sana. Doğru yoldasın.

Yok ben sütlü kahve içmiyorum ya. Ama bi’ latte alırız herhalde? 

  • 3 ay önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Ses kaydını falan mı yapsak

Geçenlerde oturuyoruz. Domates sosunun milenyumdaki önemi ve sos kavramının post-modern dünyadaki açılımı üzerindeki o güzel konuşmayı her zaman olduğu gibi aynı kavrama bağladığımızı farkettik. İşte bunların hepsi aynı şey. Sonra geldi ses kaydı falan yapın bari, blog açın bak harbiden çocuklaaar dedi. Ben zaten yalnızım. Ses kayıtlarımı dinleyip mi insanlar beni yanında hissedecek. Cem! Kalk gidiyoruz ya. Domates sosu kadınlara bağlandı yine her zaman olduğu gibi. Hayatta sonu aşk ve kadınlara bağlanmayan bir şey var mı ?

  • 5 ay önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Bu aramızdaki endoplazmik retikulum meselesini çözmemiz lazım

Geçenlerde oldu, ya dedim sen dedim neden dedim böyle yapıyorsun dedim çok tatlı kızsın hiç yakışıyor mu dedim ya dedim be. Git dedim bi çay demle de içelim ağzımızın tadı değişsin dedim soğan mı yedin ne yaptın öyle be dedim ya. Aramızda bi şeyler kopuk anlamıyorum ne kopuk ama sen benimle böyle konuşmadan anlaşmaya çalışırsan hastayı kaybedicez, gel istenmeyen tüylerimizden beraber kurtulalım. İsmini istenmeyen tüy koyarsan tabi nefret edersin o tüylerden ve kendinden, bu hastanın endoplazmik retikulumunda bi sıkıntı var dedim ya. Gel dedim geceler bizim olsun ama dinletemedim ki be. Kibele’nin bile memeleri ters döndü, yorgan gibi oldu o koca memeler. Bi kere konuşalım anlaşalım dedim dinletemedim.
Sonra toplam 3buççuk şeker olmak üzere biri az demli diğeri orta 2 bardak çayımızı yudumlamak üzere bi yolculuğa çıkalım dedim.
Şimdi endoplazmik retikulum’un grafik kırmızı falan. Yok yani. Olmuyor be böyle.

  • 5 ay önce
  • 1
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

İşler çok karıştı ben bir çay demleyeyim

Geçenlerde oldu, oturuyoruz böyle yan yana. Bi şey mırıldanıyor böyle sesli sesli, sanki 15 - 20 kişi falan. Kendi kendime yaklaşsam mı yaklaşmasam mı dedim. Sonra baktım artısı eksisi aynı gidiyor bari çay demleyeyim… Bi baktım çok yalnızım ya. Bi şeyler oldu bi şeyler oldu, hay allah… Ben sana dürbünle bakmışım, sonra niye bi kaçışlar falan filan. Gidenler gitti, olanlar oldu. Çaya baktım soğumuş. Sonra gel zaman git zaman… Ben hala umutluyum be. Bari ben bi çay demlemeye çalışayım. Beyaz bi kamyonete doluşup gidebiliriz bak tekrar diyorum…
Başka ne diyecektim?
Yine bana esmer günler…

  • 6 ay önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet
View Separately

(darksad gönderdi)

Kaynak: weheartit.com

  • 6 ay önce > sakatkizcandy
  • 66
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet
← Daha yeni • Daha eski →
5 sayfadan 1. sayfa

Keşişlemelerin Kesişmeleri

Gösterin o güzel meme uçlarınızı klavyeye.
Harika gözüküyor ama siz sadece okuyabiliyorsunuz.
  • RSS
  • Rastgele
  • Arşiv
  • 40bin Meme Vuruşları ve Meme Hakkında Soruları
  • Mobil